Yazan: admin | 14 Şubat 2010 | Kategoriler: Osmanlı tarihi, Tarih
Etiketler: Celâli İSyanları, Duraklama Dönemi, Kuyucu Murat Paşa
isyanları ise devletin kurucularını ve siyasî kadroları yıkmak değil , birtakım zorunluluklar karşısında yeni bir gelişmeye sürüklemek çabasını güdüyordu.Her hareketin belirli nedenleri vardır. Bu isyanın anlaşılmasında Anadolu’daki durumun fotoğrafını çekebilmemiz gerekmektedir.
Devlet idaresinin özellikle eyaletlerde ehil kişilerin elinden çıkması , paranın ayarının düşmesi ki bu konuda Halil İnalcık Osmanlı Devleti’nin bozulmasındaki emareleri tespitinde malî buhranın etkisinden söz etmektedir. Avrupa’dan bol miktarda gümüş madeninin gelmesi Osmanlı topraklarında fiyatların artmasına neden olmuştur. Bu fiyat artışları faizciliği tetiklemiştir. Fiyatlardaki bu artışlar sabit gelirle yaşayan askerî zümreleri yakından etkilemiştir. Bununla birlikte Osmanlı idari kadroları azalan vergileri çoğaltmak için yeni vergiler ihdas etmesi , vergi baskısı nedeniylede çiftini bozan köylünün ( reâyâ ) dağılması , bir vergi kaynağı olan toprağın işletilememesi gibi nedenler buhranı artırmıştır.[1] Kapıkulu Ocağı halkının , Yeniçerilerin şehir ve kasabalardaki düzensizlikleri , devletin temel Süvari kuvveti olan Tımarlı Sipahilerin ihmal edilmesi [2] ve uzun süren İran ve Avusturya Savaşları da bu isyanların sebebleri arasında gösterilebilir.
Celâli isyanları Anadolu’nun köyünden alınan haraçlarla palazlanmış , üzerlerine gönderilen kuvvetlerin bir kısmını yenmek suretiyle de devletin prestijinin kaybolmasına sebebiyet vermiştir. Osmanlı Devleti bu isyanları bastırmak için bazen isyancıların liderlerine Anadolu’dan sancak yönetimi vermek suretiyle bu isyanları bastırma yöntemini denemeye çalışmıştır. Örneğin Kuyucu Murat Paşa , Manisa ve Bursa çevresindeki Celâli hareketlerinin liderlerinden olan Kalenderoğlu ‘na kendi memleketi olan Ankara sancak beyliğini vererek isyana katılanları devlete bağlamıştır. [3]Celâlilere makam vermek usulü ilk bakışta bazı tarihçiler tarafından devletin acizliği olarak yorumlarken , Karen Barkey isimli bir Amerikalı sosyologun Fransa ile Osmanlı imparatorluğu’nu mukayese ederek yaptığı incelemede ‘eşkıyanın’ affının ve bir makam verilmesinin , devletin aczini değil, kuvvetini ve idaresini sürdürme kabiliyetini gösterdiği sonucuna varmıştır.[4]
1600 ‘lü yıllarda Anadolu’daki bu yangının büyümesi ve Kalenderoğlu gibi bir asinin kuvvetlerinin kendisine katılan levent ve sekbanlarla 30.000 kişilik bir kuvvete ulaşması devletin yükseliş dönemindeki merkezde bulunan Kapıkulu Ocağı halkının miktarına ulaşması düşündürücüdür. Demek ki dünyanın ekonomik ve sosyal yapısındaki değişmelerin hızı Osmanlı’ya aksinde epey bir baş ağrısı yaratmıştır. Nitekim bu isyanlar sürecinde bu celâli taifesi geçtikleri köy ve kasabaları yıkmışlar , ahalinin ürettiği mallara el koymuşlardır. Anadolu’da can ve mal emniyeti kalmamış , onbinlerce insan çoluk –çocuk evlerini terk etmişlerdir. Devlete vergi veren nüfus azalmış, ticaret durmuştur. Anadolu’da “Büyük Kaçgun” adı verilen ve yedi yıl sürmüş olan göç hareketleri neticesinde halk İstanbul’a , Rumeli’ye ve durumu iyi olanlar ise Kırım’a göç etmiştir. Kuyucu Murat Paşa ‘nın üç sene temizleme faaliyeti sonucunda Canbulatoğlu , Kalenderoğlu gibi Celâliler Anadolu’dan temizlenmiş ve Murat Paşa’ya da “kuyucu” lakabı verilmiştir.
Aslen Hırvat olan bu devlet adamı , sırasıyla kethüdâ, sancak beyi,ardından Diyarbekir, Anadolu ve Rumeli Beylerbeyliği ve nihayet 1606 yılında Vezir-i Azâm olmuştur. Anadolu’daki eşkıyayı katletmiş ve katlettiği eşkıyayı kuyuya attırdığı için de Kuyucu lakabını almıştır.[5] Osmanlı Devleti’ni altüst eden Celâli isyanlarını bastıran Murat Paşa’nın bazı yazarlar tarafından Alevi-Türkmen kıyımının baş mimarı olarak nitelendirilmiştir.[6] [7]İsmail Hakkı Danişmend ise, Kuyucu hakkında şu ifadeleri kullanmaktadır: “Anadolu Türkü’nün ebediyyen lanetle anacağı Kuyucu Murat ihtiyarlığından dolayı “Koca” lakabıyla da tanınan 90 lık bir zalimdi. Kuyucu yalnız asilerle taraftarlarını değil, onlara her nasılsa ekmek ve su vermiş zavallılardan başka civarlarda bulunan komşularını bile kılıçtan geçirtecek derecede kana ve bilhassa Türk kanına susamış bir canavardır.”[8] Demiştir. Tarihlerin kaydettiğine göre, Kuyucu Murat Paşa’nın üç sene süren bu eşkıya temizleme hareketi sırasında, 50000 küsur eşkıya öldürülmüştür (belirtilen rakamlar 150000′e kadar varmaktadır).
Kuyucu Murat Paşa hakkında yapılan yorumlamaları okudukça bazen şaşırıyorum. Herkes bir şeyler söylüyor, Osmanlı tarihinin farklı taraflarına vurgu yapıyor. Tarihi gerçekler ters yüz edilemez , Atatürk’ün de dediği gibi : “ Tarih yazmak ,tarih yapmak kadar zordur. Yazan yapansa sadık kalmazsa değişmeyen hakikat insanlığı şaşırtacak derecede bir rol oynayabilir.” Bu bağlamda Murat Paşa’nın tarihte üstlendiği rol her neyse o rolün fotoğrafını çekilmesi gerekiyor. Üzerine bir şey katmadan olduğu gibi. Bu bağlamda bazı yazarların tarihin sayfalarında acımasızlığı ile ün salmış bir ismi bu günün penceresinden bakarak insani duyguları da harekete geçiren bir söylem kullanması bizi yanılgıya itebilir mi sorusu bu satırları yazan tarihçiyi kaygılandırmaktan başka bir işe yaramıyor. Tarihçinin yapabileceği en güzel şey : “ Geçmişte ne oldu ?” sorusunu yanıt aramak.
[2] A.g.e.
[3] A.g.e. s 105
[4] Erhan Afyoncu , Sorularla Osmanlı İmparatorluğu , Yeditepe yay. İST. 2007 , c.3 ,s.150
[5] Ahmed Akgündüz – Said Öztürk , Bilinmeyen Osmanlı , Osav Yay. , Mart 2000 , s.177
[6] Nihat Çetinkaya, Kızılbaş Türkler , Kumsaati Yay. , Ekim 2004,2.baskı
[7] Cemal Şener , Osmanlı’da Toplumsal Düzen , Etik yay. , Ekim 2006, s. 53
[8] http://tr.wikipedia.org/wiki/Kuyucu_Murat_Paşa